ATİLLA'NIN ÜLKESİ
"BUDAPEŞTE"

18 günlük Balkanlar turunda en etkilendiğim şehirlerden biridir Budapeşte. Düzenli şehirleri, saygılı insanları ve bozulmayan tarihi mirası. Etkilenmemek mümkün değil.

“Tuna’nın İncisi”, “Tuna’nın Kraliçesi”, “Avrupa’nın Kalbi”, “Özgürlüğün Başkenti”, “Doğunun Paris’i”, ne derseniz deyin yani. O derece. Budapeste hakkinda bir çok bilgi verici detayları paylaşacağım umarım beğenirsiniz.

Budapeşte, aslında Tuna nehrinin iki yakasındaki Budin ve Peşte‘nin 17 Kasım 1873 yılında birleşmesiyle oluşmuş şehirdir. Kanuni Sultan Süleyman  tarafından ilk olarak 1526’da fethedilen Budin ve Peşte, bir buçuk asırlık bir Türk hakimiyetinden sonra 1686’da elden çıkmıştı. Macaristan’ın politik, kültürel, ticari, endüstri ve ihracat merkezidir. Berlin’den sonra Orta Avrupa’nın en büyük ikinci şehri olup, Macaristan nüfusunun beşte biri, 2003 yılı sayımına göre 1.719.343 kişi, Budapeşte’de yaşamlarını sürdürmektedir (http://tr.wikipedia.org/wiki/Budapeşte).

Budapeşte üzerine şiirler ve agitlar yakilmis Osmanli icin ayri bir yere sahip Macaristanin baskentidir, Ununu eleyip eleğini asmıştır, Budapeşte… Heybesinde, Avrupa da vardır, Osmanlı da ; Balkanlar da vardır, Bolşevikler de.

Gerçektende geniş kültürleri içinde barındırır. Hem baroktur, hem neo klasik, hem de modern… Şehri dolaşmaya başladığınızda bu gözünüze çarpıyor. Avrupa Birliğinden alınan fonlar sayesinde bir çok tarihi bina restore edilmekte…

Yukarıda gördüğünüz fotoğrafta yer alan termal kaplıca, Osmanlı döneminde inşa edilmiş ve şifalı suyu ile Budapeşte halkına hizmet vermeye devam ediyor. Kış günü Şubat’13 te çektiğim bu karede hava yaklaşık -5 derece civarındaydı ve bu soğuk ve dondurucu havaya rağmen insanlar bu termal sıcak suda keyif yapıyorlardı biz ise 4-5 kat kıyafetle donarken onları fotoğrafladık.

Orta Avrupa’nın en güzel şehridir Budapeşte, birçok kültürü içinde barındırıyor. Osmanlının izlerine rastlamamız da bizi ayrıca mutlu ediyor. Sıradaki Osmanlı neferlerinden biri olan Gül Baba var, bu topraklarda bir türbemiz var ey dostlar. Buruk, yanlız ve garip hissettim kendisini. Kapısında 2 macar görevli ve tepeden Budapeşte’yi izliyor gibiydi. Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman‘ı etkileyen ve avrupa taaruzlarına katılan önemli bir Bektaşi Babası dır. Hayat yolu Evliya Çelebi tarafından yazılı kaynaklara geçirildi. Gül Baba’nın Budapeşte’de türbesi ve heykeli bulunuyor. Başından gülü elinden ise tahta kılıcı eksik olmazmış. Savaşlarda başının üstünde bir gül taşıdığı için Gül Baba diye anıldığı rivayeti nesilden nesile iletilir (http://tr.wikipedia.org/wiki/Gül_Baba). 

 

 

 

Atilla’nın ülkesidir Budapeşte, tarihi Köprüleri, Kiliseleri, Türbeleri, Kaleleri, Meydanları, Türk Hamamları, eskiden sayıları 100’den fazla olan camileri bir yana Tuna’nın büyüsü bile yeter Budapeşte’ye kapılmaya…Szechenyi Thermal Bath (Distict 14, Allatkerti Kourt 9-11), Kiraly Bath – Turk hamamı (Fö Ucta, 84no, District 2, Buda), Csaszar Bath – Turk hamamı, Rudas Bath – Turk hamamı (Elizabet köprüsü karşısı) gibi birçok Türk kültürünü de barındırıyor Budapeşte. Aşağıdaki fotoğrafta da gördüğünüz gibi Osmanlı dönemine ait mimariye sahip Gazi Kasım Camii (Szecheny Utca’da).

Tuna nehri, tarihi dokusunu kaybetmeyen orta Avrupanın en güzel şehirlerinden biri olan Budapeşteyi Buda ve Peşte olarak ikiye bölüyor.Doğu’da yer alan kısım yani Peşte, ovaya kurulmuş. Parlamento bnası, resmi kurumlar, elçilikler ve sanayi bu bölgede yer alıyor. Tuna’nın batısında yer alan kısım Buda ise kısmen dağlık ve engebeli bir alanda kurulmuş. Eski kraliyet sarayı (aşağıdaki fotoğrafta) ve özgürlük anıtı ise bu yakada bulunuyor.

Özellikle gece ışıklandırmasıyla bir başka oluyor iki yakayı birbirine bağlayan Tuna üzerindeki köprüler. İhtişamıyla aşağıda birkaç fotoğrafını sizlerle paylaşıyorum.



Zincirli köprü, Elizabeth köprüsü gibi iki yakayı birbirine bağlayan bu köprüleri Gallert Hill adı verilen tepeden de çektim. Budapeşteyi ayaklarınız altına alan bu tepeye eğer bir gün giderseniz,  sabahın erken saatlerinde buradan şehri izlemenizi tavsiye ederim. Evet Şimdi de tepeden çektiğim kareleri paylaşayım;



Özellikle tarihi dokusundan bahsettim Budapeşte’nin, evet Vajdahunyad Castle (kale)’a geldiğimizde şunu gördük, beklentimiz surlarla çevrili bir Osmanlı tarzı kalesiydi fakat şimdi siz de göreceğiniz gibi farklı bir mimariye sahip ve kale binası yanında tarım müzesi vb yapılar mevcut. Kale girişi ve çevresinde yapılar:



İşte kale, kale önünde ise kış aylarında buz tutan gölde buz pateni yapılıyor. Yine hava çok soğuk -6 derece fakat insanlar buna soğuk demiyor ve alışkın oldukları bu havada paten yapıyorlar. City Park Paten okulunun ön ve arka kısmı:



Kale içinde yer alan Magyar Tarım Müzesi ve Anonimous Noter heykeli;


 






Termal gölleri unutmamak lazım, yukarıda tek kare ile geçiştirdiğimiz bu güzel hamam ve kaplıca binalarını da paylaşmak isterim;

 


 

 

Kendilerini Macar olarak nitelendirseler de Hun kökenlidirler, ülke isimlerinin de Hungary olmasının sebepleri budur. Hungaria’nın anlamı da zaten Hun üklesidir. Tarihlerine ciddi saygı duyan bu toplum günümüze kadar bunu koruyarak gelmişler ve bugün Kahramanlar Meydanında yer alan Atilla ve onun kahraman askerlerine ait heykellerini görebilirsiniz.Büyük Türk Kaanı Atilla’nın at üstündeki heybetli heykelinin arkasında yer alan palabıyıklı beylerinden birinin elinde ise güneşle hilalden oluşan bayrağı taşımaktadır. Macar halkı Atilla’yı seviyor ve onun kahramanlıklarıyla gurur duyuyor.



Sokaklarda izmarit, çöp, pet şişe vb çevreyi kirletecek bir unsur görmek imkansız, zira ben görmedim. Temizliğe ve çevreye önem veriyorlar. Görüntü kirliliği yaratan çanak anten, balkonda çamaşır, iki bina arasına ip germe gibi bir durumları yok. Yayalara ciddi saygısı olan araç sahipleri, trafik kurallarına ciddi riayet ediyor ve sokaklarda pek polise de rastlamıyorsunuz.


 

Caddeler’de genelde gençleri görebilirsiniz fakat nüfusun %60 tan fazlası yaşlı. Zaten 10milyonluk bir nüfusa sahip ülkenin 2,5 milyonluk kısmı Budapeşte’de yaşıyor.Kültürlerine ve sahip oldukları değerlere karşı hassasiyetleri yüksek olan Macarlar, yeni bina inşa etmedikleri gibi eski binaları da aslına uygun olarak restore ediyorlar. Bunlardan biri de aşağıda fotoğraflarını paylaştığım tarihi Opera Müzesi;


 


 


 

Opera Müzesini fotoğraflarken başıma ilginç birşey geldi. Bir yükseltinin üstüne çıktım yolun karşı tarafında, tam deklanşöre basıcakken kimi göreyim karşımda? Tarık Akan. Bir dilenciye para verirken gördüm ve selam verdim. Hal hatırını sordum. Teşekkür etti. Sonrasında ise ilginç bir diyalog oluştu. Senin ne işin var burda dedi, ben de: fotoğraf çekiyorum dedim. Arkasından niye çekiyorsun demesin mi? Ben şok oldum tabii bu soru karşısında, ya ukalaca bir soruydu bu yada yükseklerden bana geliyorlardı :) bende 3-5sn içinde toparlayıp bir Turizm şirketi için Budapeşteyi fotoğraflıyoruz dedim, ne diyeyim… Keyif için desem farklı abuk sorular gelmesinden ve ortamın gerilmesinden korudum durumu …

 

Gündüz güvenlik açısından sıkıntı pek olmuyor fakat geceleri biraz daha dikkatli olmak gerekiyor. Özellikle hırsızlık bakımından. Akşamları dolaşırken yanınıza yaklaşıp adres soran yada birlikte birşeyler yiyip içelim diyenlere pek itibar etmeyin derim. Özellikle bu konuda yabancı olduğunuzu anlayanlar size adres sorup en pahalı bar, restoran ve club gibi yerlere sizi götürüp hesabı fahiş bir fiyat ile size kilitleyebiliyorlar ve bunlar da bu işletmelerin maaaşlı elemanları olabiliyor. Budapeşte’nin mutlaka fotoğrafını çekip atmosferini paylaşmamız gereken Szimple Kert Pub (bar&cafe&restoran) adı verilen bu mekanı dikkatle incelemenizi isterim.

 

 

Siz de fark ettiniz sanırım fotoğraflara bakınca, mekanda hiçbir modern eşya, araç gereç yok. Tamamen eski ve doğal hayatta mahiyetini yitirmiş eşyalar ile dekore edilmiş, otantik bir yer. 3 katlı bir yer olan bu bar’da alt katta içecek üst katta ise cafe ve restoran bölümü bulunuyor.

 


 

 

ve aşk…. özgürce yaşanan, yer mekan atmosfer mitosfer dinlemeyen, -5 derecede insan bedenini ateşe çeviren duygu, Tuna’nın akmam diyen özgür çığlığına dem vuran iki yakayı birbirine bağlayan zincirli köprünün (Chain Bridge) bir ayağında, nehir suyunun kulaklardaki namesiyle sevgiliye duyulan Aşk….Özgürlük…Tarih…Kültür…Budapeşte…